Romanımızı Yazabilmek İçin Bir Kaleme İhtiyacımız Var!

Aslında her acı çeken ruh, bir öncekinin intikamını sonradan gelen insana fatura ediyor. Ya geçmişle uğraşıyoruz yada geleceğin telaşındayız. Anı yaşayabilmek lazım ki, dengele dengeleyebilirsen. Hayat anın kıymetini bilenler için güzel, hayat elindekilerle mutlu olmayı bilenler için güzel, hayat ne istediğini bilenler için güzel.

Şunu biliyorum ki, hayattan fazla beklentisi olmayan ve küçük şeylerle mutlu olan insanları ezip geçmeye hazır bir sürü beklentisi yüksek insan var. Bu insanlar size beklentilerinizi yükseltmeniz gerektiğini sizi sömüre sömüre öğretiyor. Ve anlıyorsunuz ki, beklentin yoksa hayattan seni yer, yutarlar. Zamanı geri getiremeyiz belki ama istediklerimizi yaşayabiliriz yeter ki kafaya koyalım.
Yaşananlar gerçektir bunu kimsede silemez. Yaşamak için başlamak yeniden denize yelken açmak gibidir. Ya yol alır gidersin yada boğulursun. Bunu yakalamanın yolu da tercihlerimiz. Hayatı olduğu gibi kabullenmek hayata sarılmak ile mümkün. Her şeye rağmen yaşamasını, sevmesini, keyif almasını bilmek gerekli. Böyle düşünen ve yaşayan bireyler hem kendini, hem de çevresini güzelleştiriyor.

Dünya dediğin nedir ki!
Kimi mal İster? Kimi güzel eş?
Kimi bir hane?
Allah imtihan eder! Hepsi bahane!
Kul dediğin sabretmeli ki ersin kemale!
İyi değilim demek ne haddimize!
Şükürler olsun her halimize!
Hayaller hep önden gidiyor!
Ama kazanan gerçekler oluyor!
Ve yıllar gelip geçiyor!
Geriye dönüp bak!
Büyük bir hiç!
Bakmadan devam o zaman yola 🙂

Fedakar olmak güzel ama insanına göre değişir. Vefa bilmeyene boşa çaba harcamak bizi tüketiyor ama bu vefasızlığı fazla fedakarlık yapınca fark ediyorsun. Yani ne kadar verirsen o kadar alırlar ve ee yapmasaydın derler üstüne üstlük.

Dozunda olmalı her şey. Kulağa küpe bir söz vardır. Azı karar çoğu zarar.
Gerektiğinden fazla değer verirsen. Ederinden fazla fiyat biçersen.
Ne olur?
Sonun da üzülen tabii sen olursun.
Geçti mi?
Geçti hiç bir şey kalıcı değildir.
Olan bir türlü kıymetini bilemediğimiz zamana oluyor.
Her şey gibi oda geçiyor.
Ve bizim aleyhimize işliyor.
Ve güven duygusuna.
Güvenini kaybettin mi her şeyi, herkesi sorguluyorsun. Bazı insanlara güvenmenin bedelini (iş, aile, sevgili, eş, çocuk, kardeş, arkadaş) bir daha kimseye güvenmeyerek ödüyorsun. Zaten kimsenin ellerine hayatını vermeyeceksin. Bu senin hayatın onu kendi istediğin gibi özgür yaşayacaksın. Herkes gider tek seninle gelen kendinsin.

Bazı insanlar başkalarını kırarak egolarını tatmin ediyorlar. Karşılarındakini saf, kendilerini akıllı sanıyorlar ve yanılırlar. Hayat bir sınav önemli olan bu sınavdan başarılı çıkmak. Ne olursa olsun kalbin ve ruhun temiz kalması. Kimse yaşattığını yaşamadan ölmezmiş. Allah yarına bırakır ama yanına bırakmazmış. Fikrimce hayatın her alanı için geçerli bu söz. Yani kırdığın yerden kırılıp, çektirdiğini çekersin bu konuda adil evren iyi ve kötü fark etmez.

Yeni oluşumlara hazır olabilmek için beyine format atmak gerekir yoksa gelen yeniler çelişki içindeyken, şüphe içindeyken boş yere harcanmış olur.
Bazen insanların yüzüne gerekeni kırmamak/kırılmamak için söylemiyorum. Çünkü yoruldum. Anlamayan, kafası basmayan insanlar boğuyor artık. Tahammül sınırları çoktan aşıldı. Ama sınav devam ediyor. Ya takdir alırlar, yada teşekkür. O gün gelmeden iş işten geçmeden. Her şeye/herkese hak ettiği değeri verelim. Kendimizi ne kadar seviyor ve değer veriyorsak karşımızdakilerede o kadar değer ve önem verelim. Dünya dediğimiz üç gündür. İnsan elindeki hazineyi yitirince daha çok kıymetli olur. Yitirmeden harekete geçmek gerekir.

Çeşme ne güzel yapılmış ama su içecek tası yok! Kırma insan kalbine yapacak ustası yok!

HÜLYA ÇAKICI

Reklamlar

Sorun yok, sadece bekle…

Yaşam üzerine fazla geldiği zaman onu zorlama, biraz duraksa, neler olup bittiğine anlam verme.
Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile
dileklerin aynı orantıda değildi ve varlığın ile buluşamadı.
Sorun yok, sadece bekle.
Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır, rüzgar esecektir ve yağmur yağacaktır, zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur!
İzlemeye devam et, şahitlik güzeldir, hem olayın dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir, o anlamlıdır, şahit ol, tanık ol, olan ile bütünleş, güzellik olanların içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur…!
(Albert Einstein)

Bir Fıkra

Okulun birisine gelen müfettiş, sınıfın seviyesini kontrol edeceğim diyerek öğretmeni dışarı çıkartır. Az sonra müfettiş çığlık çığlığa koridora çıkar. Öğretmen “Hayırdır?“ deyince, “Ne hayrı, ne hayrı hiçbir şey bilmiyor bunlar. Zigetvar Savaşını kim yaptı dedim, biz yapmadık diyorlar.” deyince ve öğretmenin cevabınında, “Amannn Müfettiş bey siz çocukları bilmez misiniz yaparlar yaparlar yapmadık derler.” dediğini duyunca soluğu müdürün yanında alır. Olanı biteni anlatır. Müdür, “Öğrenci, öğretmen milletini ne muhatap alırsınız hocam, bunu ancak bakanlık bilir.” der ve Bakanlığa yazar. Üç ay sonra cevap gelir “Ödenek yokluğundan bu sene Zigetvar savaşı yapılmayacaktır. Gelecek senenin bütçesine konulması planlanmaktadır.”

Bir Fıkra

İnşaat amelesi viziteye çıkıp haftalardır tuvalete çıkamadığını söylemiş.. Doktor muayene edip, amelenin külotunu indirip masaya yatmasını istemiş.Adam denileni yapınca doktor içeriden getirdiği beysbol sopasını 3-4 kere sertçe indirmiş amelenin kıçının tam ortasına.
– Tamam, şimdi tuvalete gidin.
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamış olarak çıkan amele
– Sağol doktor bey, hep böyle olabilmek için ne yapmalıyım?
– Bir şey yapmana gerek yok. Tuvaletini yaptıktan sonra k**ını çimento torbasıyla silme yeter…

 

Limitsiz Olmamayı Öğrenin!

 

Yanlış insan doğruyu anlatabilir, doğruyu anlayabilir mi? Yansımaya yanılsama eşlik etmez mi? İnsanlar sınırlarını bilselerdi bu kadar insan mutsuz olmazdı.

Kendi mutluluklarından başka hedefleri olmayanlar kötü ve diktatördür. Eğer adaletli olabiliyorsak zaten mutluyuzdur. Haksızlığa karşı çıkamayan insan kendisine de saygı duymaz. Kendisine saygısı olmayan insanda kendisiyle küs ve sorunlu bir insandır.

Toplumda erdemli gibi görünüp, ahlak timsali kesilip, erdeme ve ahlaka sahip olmayan insan çok. İnsanlar kolay kolay değişmezler gerçek benlikleri içlerinde saklıdır. İnsanları anladıkça anlaşılmaz oluyoruz, bunun orta yolu uzak durmak herkes işine geldiği gibi devre uyum sağlıyor.

Dünyaya uyum sağlama sürecinde hayatı anladık dediğiniz anda hayata karşı olan duygularınız, bakışlarınız, umutlarınız dumura uğruyor. Yaşarken öldüğünüzü anlıyor ve hayattan beklentinizin kalmadığını görüyorsunuz. Yaşıyor ve nefes alıyorsunuzdur sadece.

Her şeyi biliyorum diyen kişiler kendilerine verilen fırsatları geri tepmiş sadece öğrendikleri doğru ve yanlışlarla kalmış olurlar. Kendilerine verilen fırsatlardan faydalanamaz, hayattan aldıkları derslerde bitmişse ölmüşler demektir. Sonuçta ölmek bir nevi hayattan alacağımızın bitmesidir.

Artık kimse kimseyi mutlu etmek için mücadele, emek vermiyor. Değer, önemsemek, kıymet bilmek eskidendi. Şimdi beklentiler başka, amaçlar başka. Kendi kendine mutlu yaşamayı öğrenmek ve bunu başarmak gerekiyor.

Değişin, değişelim, her şey değişiyor. Alışkanlıklarınızı, vizyonunuzu, güven duyma duygunuzu değiştirin. Kötü olun, arkanıza bile bakmayın. Anı yaşamaktır arkaya bakmamak, umursamamaktır, ötenazi hakkınızdır bu kullanın. Bencil olmazsanız kazanamazsınız. İnsan boş bir levhadır ve hayattaki tecrübeler kişiliği oluşturur. Kimseyi affetmeyin, herkese ve her şeye karşı limitsiz olmamayı öğrenin. Cahil olun, ahmak olun, vefasız olun, hayatın gerçek anlamı budur.

HÜLYA ÇAKICI

Kaynak Sınırlı İse Kavga Sınırsızdır

Paranın satın alamayacağı tevazuyu, diğer yaşamlara karşı hoşgörüyü, yaşam umudunun varlığını nereye koymalıyız. Hastalık haline gelmiş tüketim çılgınlığında mutluluk, huzur yakalanır zanneden, kendisine bilge diyen cahil insanlarız. Görüyoruz, duyuyoruz, anlıyoruz bazen yanlış yolda olduğumuzu ama eski alışkanlıklarımızdan vazgeçip daha yalın ve beklentisiz bir yaşamı önümüze koyamıyoruz. Korkağız, değişmekten yana baştan mağlubuz, mutsuzluklarımızla debelenmeye sürgünüz.

Uygarlık, bilim, çağdaşlık adına insanlığı ve dünyayı bitirme, dünyaya hakim olma çabası ile önce Kızılderililer ve Afrikalılar sonra Müslümanlar. Dünyada kaos yaratmanın baş mimarları doyumsuz, acımasız adamlar.

Güzel insan aramak ile insandaki güzelliği aramak arasında büyük fark vardır. Bazı insanlar hayatta kalmak için kindar duygulara ihtiyaç duyar ve her oluşumun doğasında olduğu gibi politik hareket ederler.

Batı ekonomisi medeniyeti çökmez. Sömürür, savaş çıkarır ama yine de çökmez. Paraya, bankalara, çok uluslu büyük şirketlere, ordulara, yediğimiz, içtiğimiz şeylere bile belirleyeci olan bir oluşuma bir şey olmaz, olan Ortadoğuya, Afrikaya, az gelişmiş ülkelere olur. Artık duygusal değil biraz gerçekçi olmak zamanı geldi. Amerikaya yıllardır çökecek diyorlar, sonuç bizler çöktük ve milyonlarca Müslüman öldü, insan öldü, canlı öldü.

Farkındalığı sızlanmanın ve teşhisin ötesine taşımanın yolu her şeyin elli yıl geriye döndürülmeye çalışıldığı siyasi toplumsal bakış açısının dar kalıplara oturduğu cinsiyet ayrımcılığının körüklenmeye hızla devam ettirildiği kişisel mücadelenin yapayalnız bırakıldığı bir ortamda o kadar zor ki ama yine de vazgeçmemek, yılmamak gerek.

HÜLYA ÇAKICI

…………… Olmasın…

Dünyada savaş, adaletsizlik, cinayet, kadına şiddet, çocuk istismarı, hırsızlık, yolsuzluk olmasın…
Hayvanlara eziyet, şiddet olmasın…
Çocukların üzüldüğü, aç kaldığı, öldüğü bir yeryüzü olmasın…
Savaşlar, Ağlayanlar, Yetimler, Aç kalanlar, Dövülen Kadınlar, Dışarıya atılan anne baba, çocuklar, Tecavüzler, Düşünce Suçluları, Adam kayırmalar, Torpiller, Adaletsizlikler, Zalimlikler olmasın…
Kibir, açgözlülük, bencillik, aptallık vs. ve bunların sebep olduğu sonuçlar olmasın…
Çıkarcı, art niyetli, merhametsiz insanlar olmasın…
Şu partidensin, bu partidensin diyerek insanlar arasındaki anlaşmazlıklar olmasın…
Yoksulluk, açlık olmasın…
Güç, kudret olmasın…
Haksızlık karşısında susan insanlar olmasın…
Kimse kimsenin hayal kırıklığı olmasın…
İnsanlar bu kadar acımasız olmasın…
Sorgulayamayacak kadar körelmiş beyinler ve bu beyinlerin eğittiği nesiller olmasın…
Kapitalizm ve emperyalizm olmasın…
Cehalet ve aptal insanlar olmasın…
İyi niyetleri kötüye kullanan insanlar olmasın…
İyi insanlar mutsuz olmasın…
Yalan olmasın…
Kötü ve iğrenç olan hiçbir şey olmasın…
Nefret ve kin olmasın…
Üzüntüler olmasın…
Ayrılıklar, küskünlükler olmasın…
Ayrımcılık olmasın…
Nankörlük, vefasızlık, menfaatçilik, namertlik olmasın…
Keşkeler olmasın…
Hayat bu kadar ucuz olmasın…
Hiçkimse hiçkimseye muhtaç olmasın…
Kul hakkı yiyenler olmasın…
Çocukların gözlerindeki gülümsemeyi öldürecek hiçbir şey olmasın…
Mülkiyet olmasın…
Okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan toplum olmasın…
İhanetler olmasın…
Irkçılık olmasın…
İnsanlar ikiyüzlü olmasın…
Yalakalık olmasın…
Umutlar, ümitler, hayaller heba olmasın…
Olanların hiçbiri olmasın…
İnsanlar insan olduğunu unutmuş olmasın…
Geç olsun ama güç olmasın…

HÜLYA ÇAKICI

Aşk anlatıldığı kadar uzun, yaşandığı kadar kısa

Sen onu sevdiğin sürece mükemmel, sevgi bitince kusurlu birisidir. İnsanlar maşuk aramıyor bencil duygularına köle arıyor, köle buluyor ama aşkı bulamıyor ve insan akıllanıyor artık kimse köle olmuyor, insanları önemsemediğinizde hayat güzelleşiyor.

Aşk anlatıldığı kadar uzun, yaşanıldığı kadar kısa. Aşk iksirinin içine serotonin hormonu, adrenalin ve birazda ağrı kesici katalım. Aşk biyokimyasal bir süreçten ibaret, hiçbir madde üstü ve mutlak olarak soyut olan bir anlamı yok.

Eğer bir insan bir insanı özlüyorsa gerçekten seviyordur. Bir varmış, bir yokmuş gibi bir masal dünyasında yaşıyoruz. Sevgiye geç kalmak ancak erken ölümle olur, ölene kadar hep bir umut vardır. Küsmek, uzaklaşmak, ilişkiyi kesmek, ayrılmak, boşanmak bunları herkes yapar, zor olan ilişkileri insanca yürütmek. Ama eğer uyum içinde değilse dünyanın hiçbir kelimesi birlikte bir cümle tamamlamaya yetmez.

Ne güzel bir seveninin olması, birlikte yaşlanması, küsken bile onu sevmesi. Sevmediğin şeyler seni sınırlar. Her şeyi sevebildiğinde gerçekle bütün sevgi olursun. Sevgi olabilen sonuçları bıraktığından sınırlar artık onu pek ilgilendirmez.

Dünyadaki tüm sevgilerin temeli kendimiziz. Kendisini sevmeyen başkasını zor sever. Sevgi tek taraflıysa oradan geçip gitmeli, belki başka tarafta gerçek sevgiyi buluruz. Ruhunu tanımadığımız insanın kimliğini tanıyarak yola çıkarsak gönül de yaşlanır akıl da.

Hayat her şeyi öğretiyor. Yağmurda da kalsan, doluya da tutulsan, karda da kalsan hayat öğretiyor kimin ne olduğunu. İyi ki yağmur yağmış, iyi ki buz tutmuşta üşümüşüm diyorsun sonra. Sınavlar bizler yaşadıkça bitmez, bizlere de sınavlara girmek düşer.

HÜLYA ÇAKICI

http://hthayat.haberturk.com/blog/haber/1054857-varmis-gibiyapiyor-hayat-eksilterek-bizi

………… Bitti.

Bir gün daha
İnsanlık
Doğal olan her şey
Sevgi
Saygı
Aşk
Gençlik
Ahlak
Namus
Masumiyet
Barış
Adalet
Utanma
Hayat
Sınav
Ders
Okul
Kitap
İş
Resim
Zaman
Sorgulama
Düşünme
İnanç
Güven
İyi niyet
Samimiyet
Sağlık
Umutlar
Bir yıl daha
Sabır
Güzel şeyler
Tatil
İzin
Yaz
Kış
Gündüz
Gece
Yemek
Su
Bahar
Eğitim
Para
Yaşam
Oyun
Başlayan
Yıl
Ömür
Sonunda
Ve insanların umutları tükendiğinde
Daha güzel bir yaşam için gerekli şeyler
Her şey bitmesi gerektiği için
Üzen ne varsa tanıdığım zaman
Film
Söz
Yaşandı ve

HÜLYA ÇAKICI