Çünkü Dünya İyilerin Kazandığı Yer Değildir…

Patlayınca kötü patlayan sakin insan her şeyi içine atan insandır. Sınırları zorlanmış, nasıl olsa kızmaz, kırılmaz, darılmaz diyerek her türlü pislik yapılmış, yüreği dolmuş insandır. Zaten yorgundur susuyorsa bu durumda değerlerine saygısızlık edilene kadardır. Genelde kaybeden olur, çünkü dünya iyilerin kazandığı yer değildir.

Ne kadar efendi ve mülayim olursa o insanın o kadarda üzerine gidiliyor, kalbi duyguları yok gibi davranılıyor. Her şey yapılıp söylensin ama o hep sussun isteniyor. Ama her şeyde olduğu gibi bununda bir sınırı vardır, taş olsa çatlar denilen şey işte tamda budur.

Kimseyi kırmamak için günlerce, aylarca ve hatta yıllarca sabredip, haddi sınırı aşınca gemiyi değil limanı yakan, sonrasında ne kapıdan ne de kapının deliğinden hayatına almayan, bundan ötürüde yüze yalandan gülen değil, yüzüne yalandan gülünen insandır. Ama lafın fazlası aptala anlatılırmış, aslında küçük şeyleri görmek istemez ufak tefek ikazlarda bulunur. Duygusal, cömert, cesur, kanaatkar, özentisiz insanlardır ve herkesi de kendileri gibi zannederler. Öyle değilse bile olabileceklerini düşünür ve sabrederler. En kötüsü ise patlama noktasında bütün karaktersizleri kendisine karşı koalisyon kurmuş olarak görür ve kaçınılmaz son gelir. Yalnız çok dikkatli olması gerekir, sabrı tükenip patlayınca çok düşman kazanır yani başta da olduğu gibi yiğitçe savaş olmaz her türlü kalleşliğe hazır olması gerekir.

Genelde kalp kırmamaya çalışır, ufak tefek şeyleri görmezden gelir, bunları içinde biriktirir. Örneğin; zor sinirlenen ben, olabilir, saygı duyuyorum, olabilir diye iç geçirirken hatalar zinciri oluştuğunda sinirlenip öfke patlamasıyla karşı tarafı şoka uğratıyorum. İyi bir şey değil o anda söylenmesi gereken şeylerin sineye çekilmesi ama kırmayayım derken artık böyle anları çok daha sık yaşıyorum. Taşı çatlatan konulara sabredip ayrıca bunları not edip, nasılsa bu sakin sabırlı istediğimizi yaparız bakış açısına sahip insanların sonraki patlamayı hazmedememeleri ise ilginç geliyor. Siz yaptınız bunu arkadaş, tahammül etme benim insanlığım peki siz niye vazgeçmediniz pislik yapmaktan. Zaten bir gün vazgeçersiniz diye sabrediyorum sonra bir volkan patlamasıyla neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz.

Önceden iç hesaplaşması yapar üstüne bir de kendimi suçlu bulurdum artık aldırış etmiyorum. Sürekli önemsediğim insanları üstü kapalı ikaz ediyorum. Sakin duruşuma aldanmayın diye. Olmadı mı dost, arkadaş, akraba vs. dinlemiyor eyvallahı çekiyorum. Zaten sizi gerçekten önemseyenler özen gösteriyor ve üzmüyorlar.

Her insanın bir taşma noktası vardır. Dualarıyla dağları oynatan Evliya olsa bile sinirlendiğinde çelik çomak oynar gibi oynar. Yani sakin mizaçlı ve sabırlı insanları enayi yerine koymayın fırtına kopunca afallıyorsunuz sonra.

Sonuç olarak benim gibi sakin olan insanlar, kalplerini kırmanız için sizi zorlayan insanları kırmamalı kalplerini onların yönlendirdiği şekilde kırmalısınız. Limanları değil şehirleri, ülkeleri gerekirse dünyaları, galaksileri, karadelikleri yakarız, olmadı evreni yakarız.

HÜLYA ÇAKICI

http://hthayat.haberturk.com/blog/haber/1060554-cunku-dunya-iyilerin-kazandigi-bir-yer-degildir

Reklamlar

Değerli insanlar sonsuzlukta bile sevilir…

Ayaklarınıza değil, gökyüzüne bakın. Gördüğünüz şeylerin mantığını anlamaya çalışın. Evren’in neden var olduğunu düşünün. Meraklı olun… Her zorluğa rağmen yinede dolu dolu bilimsel bir yaşam. Çağımızın en değerli bilim insanlarından Stephen Hawking’i kaybettik.

‘Hayatta geriye getiremediğimiz tek şey zaman. Anlamıyorum, anlatamıyorum, neden bir insanlığın özgürlüğünü almak ve insanoğlunu yok etmek için bu kadar çok emek sarf ediyoruz. Halbuki zaman, kaş ile göz arasında idi ve en derin darbeyi o oluşturuyordu!’

Zor bir fiziksel yaşama karşı müthiş bir zeka. İnsanoğluna katkısı büyük bir deha. Isaac Newton, Nikola Tesla, Albert Einstein ve Carl Sagan’dan sonra dünya bilinmeyene meydan okuyan değerli bir bilim insanını daha kaybetti başımız sağolsun.

Zor durumdaki insanlar için yaşama tutunma motivasyonu, ileri bir medeniyet olma yolunda insanlığın önemli bir neferi, yaşamıyla, yaptıklarıyla, çalışmalarıyla, düşünceleriyle sekiz milyar insan arasından sıyrılmış özel bir insan. Ondan öğrenmemiz gereken çok şey var, en başta da azimle hayata bağlı kalmak…

Karadeliklerin buharlaşması ve Hawking ışınımını bulan, sınırsız evren kuramında büyük çalışmalar yapan, bilimsel araştırmaları 40’ın üzerinde dünya diline çevrilen, bilim çevrelerinde Albert Einstein’dan sonraki en büyük dahi olarak görülen, hayatını çalışmaya ve dünyayı anlamaya adayan ruh. Bir röportajında; ‘Engelli olanlara örnek olsun diye başardım. Engelli olmam benim daha çok başarıya ulaşmamı sağladı’ demiş. Bütün engellere rağmen ayakta kalın ve başarın.

“Yaşamın olduğu yerde umut vardır.” Çok güzel söylemiş. Azmin elinden uçan, kaçan kurtulamazmış. Sağlıklı insanların çıkaracağı çok ders var yaşamından. Hastalık beyninin zeka kısmına zarar vermemiş ve o da bu durumu çok iyi kullanmış. Ömrü için bir kaç yılı kaldı dendiği halde köşeye çekilip ölümü beklememiş. Benim gibi fiziksel özürlü kişilerin çalışabileceği alan bilimdir diyor. Hayattan kopmamak, fiziksel engelleri psikolojik engel haline getirmemek çok güzel ki, psikolojik engeller yaşam enerjisini azaltabilir.

Dili olup kullanma da özürlü, kulağı olup duymak istediklerini bekleyen, başka bir şey duymayan, beyninini olumsuzluklar ve negatif düşüncelerle yoranların olduğu dünyamızda yaşamını, tüm engellere rağmen umudunu her şeyin önünde tutup yaşanır hale getiren asrın bilim insanı, kendine beynini kullanma iznini veren dahi. Duygularla, düşünceler birleştimi engeller takılıp kalmak için değil aşılmak için oluyor.

Kendi alanında yaşayan bilge insanlardan Yaşar Nuri’nin deccal olarak açıkladığı kişinin dünya pi gününde ölmesi ve eşsiz bir sayı olan pi sayısının yakınlarda kuantum mekaniğinde de saklı olduğunun keşfedilmesi. Albert Einstein’in doğum gününde Stephen Hawking’in hayatını kaybetmesi ve 14 mart dünya Pi günü. Değerli insanlar sonsuzlukta bile sevilir.

HÜLYA ÇAKICI

http://hthayat.haberturk.com/blog/haber/1060560-degerli-insanlar-sonsuzlukta-bile-sevilebilir

MİMAR SİNAN’DAN SÜRPRİZ MEKTUP

Bir kaç yıl önce Süleymaniye Cami’sinin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalması üzerine en yetkin mimar ve mühendislerden oluşan bir ekip, camiinin bütün yükünü taşıyan kemerleri incelemeye aldı.

Kemerlerin içinde gizli bir bölme ekibin dikkatini çekti.

Bölmede, Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan Osmanlıca bir mektup vardı. Mektup’ta şöyle yazıyordu:

“Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz.”

Koca Sinan kademe kademe kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyordu. Heyet, Sinan’ın söylediklerini aynen uyguladı. Süleymaniye Camii böylelikle kurtarıldı. Bu not şimdi Topkapı Sarayı’nda saklanıyor.

Dedikodu

Bir kadın, komşularından birisi hakkında bir dedikoduyu yayıp duruyordu. Birkaç gün içinde bütün köy dedikoduyu duydu. Dedikodunun kurbanı, derinden yaralandı ve incindi. Dedikoducu kadın daha sonra yaptığından pişman oldu ve çok üzüldü. Hatasını nasıl tamir edebileceğini sormak için bilgeye gitti.
“Pazara git.” dedi bilge. “Bir tavuk al ve onu kestir. Eve dönerken tüylerini yol ve yol boyunca yere at.”
Nasihatın garipliğine şaşırsa da, denileni yaptı kadın.
Ertesi gün bilge bu defa şu tavsiyede bulundu:
“Şimdi git ve dün attığın bütün o tüyleri topla
ve bana getir.”
Kadın aynı yolu izledi ama umutsuzluk ve korku içinde gördü ki, rüzgar bütün tüyleri uçurup götürmüştü. Saatler süren arayışın sonunda elinde sadece birkaç tüyle dönebildi.
“Görüyorsun.” dedi yaşlı bilge. “Onları yere atmak mümkün ama geri toplamak imkansız. Dedikodu da öyle. Dedikodu yapmak ne kadar kolaysa, dedikoduyla işlediğin hatayı telafi etmen de o kadar zordur.”

Teknikler

KADIN ERKEK ARİTMETİĞİ

* Akıllı erkek + Akıllı kadın = Aşk

* Akıllı erkek + Aptal kadın = İlişki

* Aptal erkek + Akıllı kadın = Evlilik

* Aptal erkek + Aptal kadın = Hamilelik

OFİS ARİTMETİĞİ

* Akıllı patron + Akıllı eleman = Kar

* Akıllı patron + Aptal eleman = Üretim

* Aptal patron + Akıllı eleman = Terfi

* Aptal patron + Aptal eleman = Fazla mesai

ALIŞVERİŞ ARİTMETİĞİ

* Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için; 1 liralık ürüne 2 lira öder

* Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için; 2 liralık ürüne 1 lira öder.

GENEL FORMÜLLER VE İSTATİSTİKİ VERİLER

* Bir kadının gelecek endişesi, evlenene kadar sürer.

* Bir erkeğin gelecek endişesi, evlenince başlar.

* Başarılı bir erkek, eşinin harcayabileceğinden daha fazla geliri olandır.

* Başarılı bir kadın, böyle bir erkeği evliliğe ikna edebilendir.

MUTLULUK

* Bir erkekle mutlu olabilmek için; onu çok iyi anlamak ve az sevmek gerekir.

* Bir kadınla mutlu olabilmek için; onu çok sevmek ve anlamaya çalışmamak gerekir.

UZUN YAŞAM

* Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yaşar ama, daha erken ölmek isterler.

DEĞİŞİM ORANI

* Bir kadın kocasının değişeceği inancıyla evlenir ama, erkek değişmez.

* Bir erkek karısının değişmeyeceği inancıyla evlenir ama, kadın değişir.

TARTIŞMA TEKNİKLERİ

* Kadın bir tartışmada her zaman, son sözü söyler.

Bu sözden sonra erkeğin söyleyeceği her şey, yeni bir tartışma konusudur.

(ALINTI)

Düğünün ihtişamını düşünmekten evleneceği insanı unutanlar…

Ülkemizde artık evlilikler bile çıkar üzerine, hatta istemediği halde kısır demesinler diye çocuk yapılıyor. Evliler, sevgililer hayatı paylaşmayı bilmiyorlar. Günümüzün evliliğe yüklediği anlam, evlilik yaşantısı yapay ve sığ.

Her şey gösteriş üzerine, evlilik ve ilişkiler metalaşmış durumda. Bakın ben neler yaşıyorum diye gösterme çabası içinde insanlar. Tanışma aşamasından evlilik sürecine, o süreçten çocuğun her anına kadar her şey göz önüne seriliyor, ancak dışarıdan ve etraflıca bakınca bir samimiyetin olmadığını fark edebiliyor insan. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, mutluyken telefona bile bakmak kimsenin aklına gelmez.

Artık kadınlar daha çok eşya istiyor, erkekler ise daha çok dışarıda kalmak ve evini ihmal etme karşılığında bunu yapıyorlar. Doğan çocuklar aşkın ürünü değiller, kadın ve erkek birbirine sadık değil, kendileri için, hayatları için, hiçbir güzellik için uğraşmıyorlar.

Ayrıca insanın kişisel alanı olmalı, evlendiniz diye her dakika birlikte olmak zorunda mısınız? Bu insandan önce siz yaşamıyor muydunuz? Her şeyi iki kişi mi yaşıyordunuz? Bunlara gerçekten anlam vermek zor. Bırakın evlilik durumunda yalnız kalmayı vs. tek başına takılan bir insanın hor görüldüğü, ezik durumuna sokulduğu bir toplumuz artık.

Neyi paylaşabiliyoruz? Hangi ilişki çıkar üzerine kurulu değil, insanlar, ilişkiler boş, sevgi aşk neredeyse hiç kalmadı, her şey para ve cinsellik üzerine, evlilik aile kavramı yok, kim kiminle belli değil ve en tuhafı bunları normal olarak gören bir toplum olduk.

Bütün kurumlar içinde olan insanlar kadar değerlidir. Kurumları da kurum yapan içindeki insanların niyetlerinin toplamıdır. Çünkü her türlü kurum insanın kurgu gücüyle ortaya çıkmıştır. Örneğin, evlilik kurumuna inanmıyorum diyen birisi evlenip inanmadığı bir şeyden değerli bir şey çıkmasını bekleyemez. Evleneyim, çocuk yapayım diyen çok insan var ama hayatı beraber göğüslemek için kendi mikro evrenini kurmak adına da evlenen insanlar var. Onlar evlilik kurumuna inanıyor ve inandıkları kurguların karşılığını alıyorlar. Sonuçta insanın kendisini arkasını koyduğu kurguya bağlıdır o kurumdan neler alacağı.

İnsan hayatı da mevsimler gibidir ne zaman düzelir, ne zaman bozulur belli değildir. Gözümüz dönmeden de güzel yaşamanın yollarını bulabiliriz dünyada onurlu yaşamaktan daha önemli hiçbir şey yoktur.

HÜLYA ÇAKICI

http://hthayat.haberturk.com/blog/haber/1060269-dugunun-ihtisamini-dusunmekten-evlenecegi-insani-unutanlar

Nedir Hayatın Anlamı?

Hayatın anlamını herkes farklı algılıyor. Algılarken de geçmiş yaşanmışlıklarını, birikimlerini kullanıyor. Yani herkes için farklıdır hayatın anlamı ne ararsan O’sundur. Anlamak, hissetmektir, bencillikten uzak bir yerde kendin olmaktır, özünde olanı ortaya çıkarmaktır. Yaşam bir zorunluluktur gördüğünden, anladığından çok daha ötedir.

Kendini ve insanları yormadan yaşamak. Hayata anlam katan bizleriz, yarınımızı farklı kılmak için yaptığımız ne varsa hayatın anlamıda o’dur. Başkalarının sunduğu hayatı yaşamak yerine kendi hayatımızı yaşayabilmek. Peki kaçımız bunu başarabiliyoruz?

Düşünceler, duygular ve olasılıklar serisi, yaşam şartları ve dayatmacı çevresel faktörlerin kuşatması altında inleyen toplumlar. Hayat genel bir tanıma oturmaz, nedir hayat sorusunun en geçerli cevabı bildiğin şeydir, idrak ettiğin kavradığın kadarı, ötesi ise bir sistir.

Yaşamak istediğimiz şeyler uğruna yaşamak istemediğimiz bir yığın saçmalığı yaşamak zorundayız. Anlamsızın içinde kendimizi anlamlı tutmaya çalışıyoruz.

Kısa bir öyküdür hayat uğruna uzun acılar çektiğimiz, az bir zamandır tadını çıkarabileceğimiz. Hayat onun anlamanı bir gün bulabilmek uğruna koşuşturacak kadar uzun değil. Her gününü dolu dolu yaşamak gerekir, o bir gün geldiğinde zaten bir anlam bulmuş olduğunun farkına varacağız.

Hayatın anlamı anlamsızlıklarında saklı, kendinden kaynaklanan bir anlamı yok. Her şey zıttı ile var olur. Fazla anlamlandırmaya gerek yok doğuyorsun, büyüyorsun, ölüyorsun mutlak bir yaşam yok, dünyadan silinip gidiyorsun. Var olmak ve varlığını genler aracılığıyla bir sonraki nesile aktarmak. Hayata yüklediğimiz diğer tüm anlamlar bizden kaynaklıdır ve bizim için hayatın anlamıdır. Hayatın kendisini bağlamaz.

Döngünün bir parçasıyız, besin zincirinin en tepesinde bulunuyor olmamız bizim hayatımızı daha anlamlı kılmaz. Yaşama mücadelesi ve hayatta kalabilme kavgası yeter yaşama anlam yüklemeye. Onurlu olmak, kul hakkı yememek, merhamet sahibi olmak, Allah korkusu olmak, kimseye muhtaç olmadan adam gibi yaşamak, yalaka olmamak. Kişinin kendisinin kattığı anlamdan başka bir anlamı yok hayatın bu da bilinç meselesidir.

Hayat bir haykırıştır duymasını ve yaşamasını bilip sesimizi kesip dinlersek. Anlamak, düşünmek, empati kurmak, anlamsızlıkları bile sevmek. İnsan olmanın farkındalığına varabilmek ve bu yolda azimle kararlılıkla önündeki engelleri putları yıkmak. Yaradılışına uygun olarak insan gibi yaşamak, araştırmak, okumak, gözlemlemek, öğrenmek, sevmek, sevilmek. Dünyanın bir çarkı var yarın çok geç olabilir, ne olursa olsun her şeyden önce insan olmaktır hayatın anlamı.

HÜLYA ÇAKICI

http://hthayat.haberturk.com/blog/haber/1060248-nedir-hayatin-anlami