Doğum tarihlerine göre kişilerin özellikleri

1 Ocak – 10 Ocak:
Huzursuzluk ve kavgadan hoşlanmayan. Sevdiklerine düşkün, sabırlı ve çalışkan Kimsenin bir şeyinde gözü olmayan, kendi çalışıp kazanmaktan yana olan. Başarılı olmayı isteyen ve rahat, güvende yaşamayı arzulayan. Gayet kibar ve nazik Doğru ve dürüst davranan. Başarısızlığa tahammülü olmayan, sevgiye önem veren. Takdir edilmekten hoşlanan, yeniliklere açık, bulunduğu alanda parlamak isteyen Kimi zaman coşkulu bazen karamsar olabilen. Fakat asla pes etmeyen, direnen.

11 Ocak – 19 Ocak:
Son derece mantıklı, becerikli, akıllı, sözünde duran Eğitim hayatına önem veren. Öğrendiklerini kolay kolay unutmayan. Aklını ve yaratıcı hünerlerini kolaylıkla hayata geçirebilen Neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu iyi ayırt edebilen mantıklı. Gerektiğinde sert konuşabilen. Aynı anda birden fazla konuda bilgi sahibi olabilen Gözlem gücü yüksek, iş hayatında başarıya mutlaka ulaşabilen.

20 Ocak – 29 Ocak:
Açık sözlü, yenilikçi, toplum bilinci yüksek, arkadaşlık ilişkileri güçlü Orijinal düşünebilen, tavırlarıyla ilgi uyandırabilen buluşçu. Gerektiğinde duygularını geri planda tutarak, mantıklı hareket edebilen Zihinsel aktivite gücü yüksek, herkesten daha çabuk öğrenebilen. Uygulamaya dönük, analizci, çağın ötesinde düşünebilen Zorluklar karşısında aklıyla kolayca çözüme ulaşan, sınırlamalardan hoşlanmayan.

30 Ocak – 8 Şubat:
Hızlı düşünebilen, gayet becerikli, dürüst ve arkadaşlıklara önem veren Tarafsız bir gözlem gücüne sahip, yapmacık insanlardan hoşlanmayan. Yabancı dil konusunda başarılı, konuşmaları sıra dışı, yenilikçi Bulunduğu ortamda kolayca ilgi uyandıran, sıra dışı espri kabiliyeti olan. Zeki, diğerlerinden çok çabuk öğrenen, kısa yoldan sonuca ulaşabilen Bilime önem veren, tartışmalardan hoşlanan, ikna gücü yüksek.

9 Şubat – 18 Şubat:
Sıra dışı ilişkiler yaşamaya hevesli, özgürlüğüne düşkün yenilikçi Yeni yerler keşfetmeye meraklı, modayı takip eden tasarımcı. Bulunduğu alana yenilikler getiren, orijinal ve çekici. Kaliteyi seven Başkalarından oldukça farklı, rutinlikten hoşlanmayan. Arkadaş çevresi geniş. Seçici, iyi gözlemci, farklı kişiliği ile ilgi uyandırabilen Çekiciliği ile karşı cins tarafından beğenilen, her giydiğini yakıştırmasını bilen.

19 Şubat – 29 Şubat:
Hayal gücü oldukça yüksek. Sevdiklerine karşı duyarlı, çatışmalardan rahatsızlık duyan Şifa gücü yüksek, insanlara sorunlarında yardımcı olabilen. Duyarlı bir kişilik. Acıma ve şefkat duygusu yüksek. Pozitif düşünmeye çalışan Yaratıcı kabiliyetleri olan, yargılayıcı davranmayan, değişime açık. Karmaşa içinde yönelimini kaybetmeden ilerleyebilen, negatif insanlardan etkilenebilen Derin tutkulara sahip, aşk ilişkilerinde verici ve cömert. Oldukça romantik, hassas.

1 Mart – 10 Mart:
Duygularının farkında olan, bağımlılıklarına düşkün, kimi zaman değişken Sosyal hayatta çekici kimliğiyle ilgi uyandıran, mütevazı ve çok sevilen. Ailesine düşkün, evini yuvasını önemseyen, aşkta tutkulu, güzel düşünen Kötülük bilmeyen, kendine yapıldığında oldukça etkilenen. Muazzam yeteneklere sahip, sezgileri güçlü, olacakları hissedebilen Karşı cins üzerinde duruşu, tavırları, fiziksel özellikleriyle oldukça beğenilen.

11 Mart – 20 Mart:
Vizyon sahibi, her yerde başarılı olabilen. Hayallerini gerçeğe dönüştürebilen Gücünü iyilik ve güzellikler adına yönlendirebilen. Öngörüleri doğru çıkan. Doğaüstü yetenekleri olan, yalnız kaldığında güçlenen Başkalarını kolaylıkla etkileyebilen. Olumlu ve güçlü enerjilere sahip. Kararlılık gösterdiği zamanlarda her işin üstesinden kolayca gelebilen Güçlü bir manyetizmaya sahip, gizlilikleri kolayca öğrenebilen sırdaş.

21 Mart – 31 Mart:
Fiziksel yönden oldukça güçlü. Hedefini bilen ve yılmadan üzerine gidebilen İsteklerine fazlasıyla düşkün. Dediğim dedik asla geri dönmeyen. Emir almaktan hoşlanmayan Kendi bildiği yolda ilerlemeyi seven. Cinselliği yoğun ve etkileyici Ateşli ve istekli.

1 Nisan – 10 Nisan:
Çok canlı, bireylik duygusu yüksek Yaratıcı enerjiye sahip, pırıltılı bir kişilik. Yönetme gücü olan, insanları kolayca etkileyebilen İyi bir oyuncu (sanat), kendini ifade etmesini bilen. Hayatın güzel yanlarının tadını çıkarmasını bilen İsteklerini gerçekleştirme gücüne sahip renkli bir kişi.

10 Nisan – 20 Nisan: Keşfetmekten, yeniliklerde bulunmaktan hoşlanan Para harcama meyli yüksek, hoşsohbet, açık fikirli. İyi niyetli, geleceğini şekillendirmeyi seven, yürekli İnançlı, sağduyulu, cömert ve kendine güvenen. Adaletli, yardıma hazır, takdir edilmeyi seven Yabancı dile meyilli, seyahat etmekten hoşlanan.

20 Nisan – 30 Nisan:
Güzelliklere âşık, gösterişli ve kaliteli olan her şeyi seven Maddi ve manevi değerlerini önemseyen, koruyan, sahiplenen. Sosyal hayatın içinde yer almaktan zevk alan. Arkadaşlarının önemseyen Güzel bir çevrede yaşamak isteyen. Duyarlı ve estetik bir kişi. İnce ve Nazik yapısıyla takdir edilen ve sevgi duyulan Uzlaşmazlık, kavga ve çekişmelerden hoşlanmayan.

1 Mayıs – 10 Mayıs:
Zihinsel yetenekleri yüksek, aklını önemseyen, sezgileri kuvvetli İlgi alanları yoğun, dünyayı gözlemlemekten hoşlanan. Konuşma ve yazma yeteneği son derece güçlü. İnsanları kolayca çözebilen Değerlendirme gücü yoğun, organizasyon becerisi muazzam. Başkalarıyla çalışmaya müsait, uyumlu. Fazla detaydan hoşlanmayan Özgürlüğüne önem veren. Konuşmasıyla karşısındakini etkileyebilen.

11 Mayıs – 20 Mayıs:
Gayet güvenilir, dürüst yaklaşımlara sahip. Güçlü ve derin duyguları olan Aşk ilişkilerinde güvenilir, karşısındakine değer veren. Gerçekçi düşünebilen, kendine yeterli. Başarma tutkusu olan, çalışkan Güzelliklere önem veren, kabalıktan hoşlanmayan. Keskin gözlem gücü olan. Başkalarının haksız sözlerinden etkilenebilen. Arkadaşlığa önem veren Hedefine ulaştığında böbürlenmeyen. İyiliğin, vefanın kıymetini bilen.

21 Mayıs – 31 Mayıs:
Çok yönlü ve becerikli. Yargı ve mantık gücüne sahip Yenilikten hoşlanan, yeni insanlar tanımaktan zevk alan. Bilgiyi önemseyen, meraklı ve öğrenmeye aç Mantıklı, eğri ile doğruyu ayır etmesini bilen. Kıvrak zekâ, konuşma kabiliyeti, kendini yönlendirebilen Düşmanlarını yenmeye başarabilecek kadar akıllı.

1 Haziran – 10 Haziran:
Sosyal ilişkilerini önemseyen, akıllı davranabilen Zeki, uzlaşmacı, hayatın güzel yanlarının tadını çıkarabilen. Nabza göre şerbet vermeyi bilen. Yeniliklerden hoşlanan Değerli olanı bilen, duyarlı ve yapıcı davranabilen. Rahatına düşkün, sıradan şeylerden hoşlanmayan. Kaliteye önem veren İnce, nazik, aşka önem veren. İyi niyetli, arkadaşlıklara önem veren.

11 Haziran – 21 Haziran:
Modern düşünebilen, tarafsız ve objektif düşünebilen Manyetizması güçlü, arkadaşlık olgusunu önemseyen. Özgürlüğüne düşkün, mantıklı davranabilen Orijinal her şeyden hoşlanan. Pek çok insanla anlaşabilen. Fikirleri birçok insan tarafından beğenilen. Kuvvetli iradesi olan Yaratıcı, bireylik duygusu gelişmiş, haksızlığa boyun eğmeyen.

22 Haziran – 30 Haziran:
Güvende yaşamak isteyen, empati yönü güçlü, duyarlı kişilik Ailesine, sevdiklerine önem veren. Koruyucu ve kollayıcı. Gerçeklerin peşinden koşabilen. İlişkilerde uzlaşmaktan yana olan Duygusal değerlerine önem veren, etkileme gücü yüksek. Karşısındaki kişiyi kolaylıkla etkileyebilen, ruhunun derinliklerine inebilen Kendini güvende hissetmediğinde tepkisel davranabilen.

1 Temmuz – 11 Temmuz:
Düşünce gücü yüksek, sezgileri mükemmel derecede yoğun Bulunduğu alanı kötülüklerden arındırabilen, yenilikçi düşünebilen. Şüphelerini aydınlığa kavuşturabilen, kendini yenileyebilen Yüzeyde olanlarla yetinmeyen, araştırmadan güvenmeyen. Zihnini ve iradesini kendi gelişimi için odaklamasını bilen Güçlü iyileştirme gücü olan, güçlü olmayı, güvende olmayı önemseyen.

12 Temmuz – 22 Temmuz:
Artistik kabiliyeti olan, aydınlanmaktan yana. Sanata meyilli Acıma ve şefkat duyguları yüksek. İdealist. Kendini inandığı bir şeye adayabilen, vizyonu yüksek Kendini aşmak isteyen, duyarlı yüreğe sahip, özverili. Özlemleri olan, hayal gücü yüksek. Duyu dışı algıları olan. Birçok insanla anlaşabilen, aşkta derin duygulara sahip.

23 Temmuz – 1 Ağustos:
Kendinden emin, bağımsız, liderlik gücü yüksek Soylu, gururlu, gösterişli, toplumda hemen fark edilen. Sadakat duygusu yüksek, organizasyon yeteneğine sahip Sevdiklerine düşkün, sanatkâr, kolayca yükselebilen. İçi dışı bir, kalbinin sesine kulak verebilen. Sevilmeyi önemseyen Yaratıcılık yeteneği olan, isteklerini direkt olarak açıklayabilen.

2 Ağustos – 12 Ağustos:
Hoş sohbetli, neşeli, etrafını rahatlatan, vicdanlı Para harcamayı seven, kaliteye önem veren, gururlu. Kimseyi kırmaktan hoşlanmayan, yüce gönüllü Gezmekten, araştırmaktan hoşlanan, inanç sahibi, maneviyatı güçlü. İyi bir sırdaş, güçlü bir dost Başkalarının emri altına girmekten hoşlanmayan, özgürlüğü seven.,

13 Ağustos – 22 Ağustos:
Kendini ortaya koyabilen, savaşçı, enerjik, isteklerini elde edebilen Bilinçli, cesur, haksızlıklara boyun eğmeyen. Yeni fikirleri önemseyen. Girişimci, zeki, nerde ne yapması gerektiğini bilen açık sözlü. Hayatta kalmayı başarabilen. Fiziksel gücü yüksek. Karşısındaki kişiyi çabucak çözebilen, açık sözlü Beklemekten hoşlanmayan, yeni projelere, planlamalara istekli.

23 Ağustos – 1 Eylül:
Mantıklı, becerikli, akıllı, başkalarıyla kolaylıkla bağlantı kurabilen Aşkı önemseyen, sorunlardan pek hoşlanmayan. Kaliteli ortamlar, elit yerlerden hoşlanan. Cahil insanlardan uzak duran Keskin gözlem gücüne sahip, bir bakışta eksiklerini görebilen. Olayların ardındaki gerçekleri önemseyen ve öğrenmek isteyen Çabuk kavrayan, net görmek isteyen, iletişimci.

2 Eylül – 12 Eylül:
Ciddi bakış açısına sahip, sağlam kararlar vermeye çalışan Beklentileri akla ve mantığa uygun, çalışkan ve planlı. Güven olgusunu önemseyen, yanlış kararlar vermekten hoşlanmayan Disiplinli çaba, görev ve sorumluluk bilinci yüksek olan. Dayanıklı, mesleki konularda yetenekli. Dikkatli konuşan Yaşından olgun. Sözleri tutarlı, kabul edilmekten hoşlanan.

13 Eylül – 22 Eylül:
Yerinde konuşan, güçlü bir kişilik, sevme duygusu gayet yüksek Uyumlu, dengeli, akıllı ve gayet çekici. Aşkta sıcak yürekli, nezaket dolu, güçlü imaj sahibi Huzursuzluktan hoşlanmayan, böyle ortamlarda bulunmak istemeyen. Sosyallikten hoşlanan ama aşırı uçlara kaçmayı sevmeyen Öncü, akıllı, iletişimci bir kişilik. Tarafsız düşünebilen.

23 Eylül – 2 Ekim:
Lüks, güzellik, kaliteden hoşlanan. Sevgi dolu bir kişilik Erkekleri yakışıklı, kadınları çok güzel olan. Sosyal yönü güçlü, yeni fikirleri seven, hassas yaradılışta Zevkleri için para harcamaktan çekinmeyen, bu yüzden zorlanan. Seyahat etmekten hoşlanan, yeni insanlarla tanışmaktan zevk alan Amaçları bir şekilde gerçekleştirebilecek şansa sahip olan.

3 Ekim – 13 Ekim:
Başkaları tarafından her zaman ilginç, sıra dışı bulunan, çok çekici Özgürlüğüne düşkün, kurallarla çevrelenmekten hoşlanmayan. Sosyal ilişkilerini önemseyen, popüler ve girdiği ortamlarda fark edilen Toplum içindeki yerini önemseyen, farklı bulunmaktan hoşlanan. Kararlarını kendi vermekten zevk alan ve bunda ısrar edebilen Günün yenilik anlamındaki tüm akımlarını takip eden, uygulayabilen.

14 Ekim – 23 Ekim:
Fiziksel ve zihinsel anlamda hızlı ve aktif hareket edebilen Sözleriyle ilgi uyandırabilen, zekâsıyla her türlü sorunun üstesinden gelebilen. Aşkta aşırı duygusallık yerine gerektiğinde mantığının sesine kulak verebilen Hislerini kâğıda dökebilen. İşbirliğini önemseyen, etrafıyla uyumlu özel bir kişilik. Yenilikleri uygulamaktan hoşlanan, cinselliğine önem veren Cazibeli, aydınlık fikirleri olan, başarmaktan, gelişmekten, büyümekte hoşlanan.

24 Ekim – 1 Kasım:
Kadınları oldukça çekici, Erkekleri karizmatik. Karşı cins üzerinde gayet etkililer Mistizm, bilinmeyenler konusunda meraklı ve bu yönde yetenekleri olabilen. Dönüşüm, değişim ve her türlü yenilikten hoşlanan. Bunun için gerekirse savaşabilen Sözleri keskin kendine güvenli. Doğruluktan hoşlanan. Disiplinli ve güçlü bir karakter. Gizliliklerine önem veren, başkalarının sırlarını kolayca öğrenebilen Güç ve kontrol kurmaktan hoşlanan, sözlerinin dinlenmesini isteyen.

2 Kasım – 11 Kasım:
Oldukça duyarlı, Romantik ve tutkulu. İdeallerinden ödün vermeyen Hayal gücü yüksek fakat hayal ettiklerini hayatında uygulayabilen sezgileri yüksek. Aşkla büyümekten, gelişmekten hoşlanan. Aşkı için her türlü mücadeleye giren Başkalarının sorunlarına çare bulabilen, empatisi yüksek, yönlendirme gücü yoğun. Başkalarıyla yarışabilen, yüksek noktalara er veya geç gelebilecek güçlü bir karakter Derinlikten hoşlanan, iş olsun diye dost olmayan, dostuna gerçekten yardım edebilen.

12 Kasım – 22 Kasım:
Oldukça etkileyici bir kişilik. Haksızlıklar karşısında her türlü mücadeleye girişebilen Dürüst ve doğrucu bir insan. Hakikatlerin ışığı altında ilerlemekten yana olan. Toplumsal vizyonu yüksek, girdiği ortamlarda çekiciliği, duruşuyla kolayca ilgi uyandıran Gayet şanslı. Sezgileri inanılmaz güçlü olacakları hissedebilen. Herhangi bir durum ve olayın ardından kolayca toparlanması bilen. Empati yeteneği güçlü Altıncı duyusu çok yüksek. Önsezileri inanılmaz kuvvetli. Vatanına, ailesine çok düşkün biri.

23 Kasım – 1 Aralık:
Ahlaki özellikleri son derece güçlü. İnanışı, özgüven duygusu gelişmiş, dürüst kişilerdir Geniş görüşlü, vicdanlı, değerlerine önem veren, yüksek eğitimden hoşlanan. İyimser, öngörüşleri doğru çıkan. Gezgin bir ruh, yaşamı derinlemesine yaşamaktan hoşlanan Aşkta bağlanma duygusu fazla yüksek olmasa da, sevdiklerine düşkün ve onları koruyan. Başka insanları bilgisiyle, zarafetiyle büyüleyen. Yol gösteren abilik ablalık yapabilen İnsancıl, açık fikirli. Etik değerlere ve kanunlara saygılı. Fazla para harcamayı seven.

2 Aralık – 11 Aralık:
Çok cesur. İnanmadığı hiçbir şeyi kabul etmeyen. Savaşma dürtüsü yüksek Haksızlıklara boyun eğmeyen amaca yönelik hareket edebilen. Gayet bağımsız zincirlere tahammül etmeyen. Kimsenin lafıyla hareket etmeyen Sadık ve oldukça fedakâr. Söz verdiği zaman mutlaka yerine getiren. Aktif, hızlı ve gözü pek. Cinselliği güçlü, tutkulu, girişimci, istediği kişiye elde edebilen Kimi zaman oldukça sabırsız, aceleci davranabilen. Rekabetçi, oldukça tutkulu.

12 Aralık – 21 Aralık:
Kişilik sahibi, bilgisiyle, tecrübeleriyle insanları kolayca etkisi altına alabilen Vizyonu güçlü, sezgi gücü yüksek, anlamaktan, keşfetmekten zevk alabilen. Duygularını kontrol edebilen, sevilmek ve ilgi görmekten fazlasıyla hoşlanan Aşkta kendi isteklerine düşkün. Çekiciliğiyle karşı cins üzerinde fazlasıyla etkili olan. Yanılmaktan hiç hoşlanmayan. Sanata ve yeni gelişmelere açık. Kendini gayet iyi koruyan Yenilgilerden yılmayan, gururlu ve kendini geliştirmesini bilen, hâkimiyet kurabilen.

22 Aralık – 31 Aralık:
Sorumluluk sahibi, ne istediğini bilen, doğru ve yerinde kararlar alabilen bir kişilik Disiplinli bir çaba ile her türlü güçlüğün üstesinden gelebilen. Sadık ve güvenilir. İç gözlem gücüne sahip, yavaş ve emin adımlarla ilerlemekten yana olan Koşullar ve şartlara göre kendini ayarlayabilen uçarılıktan asla hoşlanmayan. Aşkta güven, saygı ve sevgiye değer veren. Oldukça tutkulu, sevdiğine sahip çıkan Liderlik gücü yüksek, organize, iş hayatında parlayabilen. Bazen karamsar olabilen.

Ekonomi, maaş, para…

Toplum yaşamında ağırlığını üzerimizde en çok duyduğumuz kurumdur devlet. Her yönden kuşatmıştır bizi her şeyiyle etkiler, karışmadığımız ve en az tanıdığımız da odur. Devletin ne olduğunu bilemeyiz çoğunlukla. Dünya ekonomisinin genel durumu ise; biri çıkıp devlet hazinesinin değer karşılığını gösterin dese ve buna devletleri mecbur kılsa dünya ekonomisi birden çöker. Üretimin ekonomik değerin yegane kaynağı olduğu gerçekliğinden kopup borsa oyunlarıyla, kredi sistemiyle değer üretenlerin ekonomileri ellerinde patlayacak bir gün.

Maaş devlet ananın gözünde her daim çocuk kalırmış, analar evlatlarının büyüdüğünü görmek istemezler. Maaş bildim bileli hep cüce kaldı gelişim bozukluğundan dolayı veya bilinmeyen bir hastalığı var, doktora götürsek belki tedavisi vardır. Aslında büyümek istiyor ama izin vermiyorlar ve durmadan tepesine vuruyorlar. Nasıl büyüsün genleri ile oynanmış büyümez, eksen tohum tutmaz, beddua almış hiç büyüme küçük kal diye. İki cm büyüyene kadar arkadaşları olan enflasyon vs. on onbeş cm büyüyor. Maaş büyümüyorsa tedaviye ihtiyacı vardır demektir tedavi içinde hastaneye gitmesi gerekli. Hastanede iyi doktorların eline teslim edilirse o da büyümeye başlayacaktır.

Ekonomik krizin dibe vurduğu bir ülke nasıl bir anda kısrak gibi şahlanabilir? Ülkenin geliri artmıyor insanlar borçlu ve borçlandırılıyor. Ondan sonra istikrar diyerek özgür olmayan insanlar sistemin kölesi yapılıyor.

Ekonominin batışının turizmdeki kanıtı; turist otel de kalmış olsaydı otelci 100 Euro kazanmış olacaktı ve bu para kendi ülkesinin havuzundaki bir para değil. Bizler Türkiye’de para döndürüyoruz sadece. Birileri zenginleşiyorken birileri fakirleşiyor. Üretim ve ihracat yok, turizm bitti, her hafta bombaların patladığı bir ülkeye turist olarak kim gelmek ister? Bu kadar olumsuz durumun içinde kendi teknolojimizi üretmediğimiz için sürekli ithalat yapıyoruz bu da bizim ekonomimizden kaçan para demek. Sonra dış mihraklar ve faiz lobisi doları yükseltiyor, batı bizi kıskanıyor.

Tüm kapıları açmak için tek anahtardır para. Bazı insanların açgözlülüğü çoğu insanı aç bırakıyor, kaynaklar sonsuz olsada ihtiraslar onları tüketiyor. Her şeyin paraya endeksli olduğu bu dünyada kardeşlik, dostluk, arkadaşlık ne kadar önem kazabilir, sonuçta para her şeye hükmedebilen bir güç konumunda ve bu yüzden babana bile güvenme demişler.

HÜLYA ÇAKICI

SEYRET, SUS ve DİNLE!

Bir gün bir dağ, güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.

Dedi ki, “Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor.”

Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu.

Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.

“İiiiiiiiihhhhhh, bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı neden bozuyor şimdi.”

Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.

Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş, hızla yuvarlanmaya başladı. Fare, sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlar da ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyretmeye. Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.

Deniz, dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:
“Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?” Kabul et gerçeği, her şey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE.”

Dağ denize sordu:
“SEYRET, SUS ve DİNLE. O da ne demek?”

Deniz;
“Bak… Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin. Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin. Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin…”

Bilmem anlatabildim mi?

Eğer umut varsa içinde,
Eğer ruhunda müzik taşıyorsan,
Eğer inanıyorsan,
Eğer ”bir gün” diyebiliyorsan,
Nerede olursan ol.
Her yer huzur…

Başkalarını etkilemek ihtiyacından VAZGEÇİN.
Daima haklı olma ihtiyacından VAZGEÇİN.
Sizi sınırlayan inançlardan VAZGEÇİN.
Kontrol etme ihtiyacından VAZGEÇİN.
Başkalarını suçlamaktan VAZGEÇİN.
Değişime direnmekten VAZGEÇİN.
Kendinizi suçlamaktan VAZGEÇİN.
Mazeretlerinizden VAZGEÇİN.
Şikayet etmekten VAZGEÇİN.
Korkularınızdan VAZGEÇİN.
Bağımlılıktan VAZGEÇİN.
Etiketlerden VAZGEÇİN.
SEVMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYİN.!

Birilerinin umudu, birilerinin huzuru,
birilerinin mutluluğu olmak lazım.
Yoksa yaşamak nedir ki?
Alıştım yokluğuna.
Tedirginim aslında ya unutursam.
Başkasını seversem.
Sadece sevmek değil gayem.
Yürek olmak yüreğine.
Aşk olmak aşkına.
Ve kalp olmak sol yanına.
Rüzgar dokunuyor saçlarına,
ben dokunamıyorum.
Her şey sen kokuyor,
ben koklayamıyorum.
Güneş yüzüne doğuyor,
ben göremiyorum.

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

HÜLYA ÇAKICI

Ellinci yaş

Her yaş önemlidir ama ellinci yaş en ayrıcalıklısı ve en mühimidir. Çünkü, ‘ömrün gölge çizgisi” gibidir. Sonrasında çok şey değişir…

1.İnsanların ne düşündüğünü artık umursamıyor, abuk sabuk şeylere kendini üzmüyorsun.
2. Hayatındaki insanları olduğu gibi kabul etmeyi öğreniyorsun.
3. Görüşmek istemediklerini eliyorsun. “Ama ayıp olur.” devrinin sonu 50 YARIM ASIR
4. Herkesin seni beğenmek, sevmek zorunda olmadığını biliyorsun.
5. Egoyu geri plana atmayı öğreniyorsun. Sana iyi gelecek davranış şekillerini uygulamaya çalışıyorsun.
6. Yapamadığın, yetişemediğin şeyler için suçluluk duymaktan vazgeçiyorsun.
7. Özgüvenin ve farkındalığın artıyor.
8. Ne istediğini biliyorsun. Her konuda… Boşa harcayacak zamanın yok.
9. Geçmişte yaptığın hatalardan ders çıkarıyorsun. Elinde 50 yıllık bir yaşam kılavuzu oluyor.
10. Hata yapsan da bu dünyanın sonu olmuyor. O hatanın bir gün, işine yarayacağını biliyorsun.
11. Akıntıya karşı değil, akıntıyla birlikte yüzmeyi öğreniyorsun.
12. “Hayır” diyebilmeyi öğreniyorsun. Bak bu çok önemli! Okuyunuz: “Hayır diyebilmeli insan”
13. Kafana taktığın şeylerin sayısı azalıyor. Hiçbir şey o kadar önemli olmuyor artık.
14. Dayanıklılık gücün artıyor. Hayat seni çoktan birçok acı çeşidiyle test etmiş oluyor.
15. Kendi değerini biliyorsun.
16. . Hastalıklı aşık olmamayı öğreniyorsun.
17. Hastalıklı aşk, yerini huzurlu aşka bırakıyor.
18. Huzurlu aşk yoksa, yalnızlığın tadını çıkartıyorsun.
19. Yalnızlığın ve kendinle geçirdiğin zaman eskisinden çok daha kıymetli oluyor.
20. “Yaşımızdaki erkekler, yaşımızın yarısındaki kadınlara bakıyor.” diye üzülmüyorsun. Onlar ne kaçırdıklarını bilmiyorlar. Cahilliklerine veriyorsun : )
21. Sağlıklı bir ilişkinin instagram reklamına ihtiyacı olmadığını biliyorsun.
22. Muhteşem hayatlar yaşadığını düşündüğün insanların, hiç de muhteşem hayatlar yaşamadığını biliyorsun.
23. Hayatta herkes bilmediğin bir problemle mücadele edebiliyor olabilir. Anlamasan da, anlayış göstermeyi öğreniyorsun.
24. Seks kesinlikle daha iyi oluyor. Erkek olsa da oluyor, olmasa da oluyor.
25. Sevgilinle kavga ettiğinde, yatağa küs girmiyorsun. Kaşık olup yatıyorsun.
26. 20 yaşındaki gibi kapıları, pencereleri çarparak kavga etmiyorsun. Oh be!
27. Daha az korkuyorsun. Korkunun üzerine gidiyorsun. Yaranın kabuğunu kaldırıp kanamasına izin veriyorsun.
28. Çocuk yaptıysan ne ala… Belki 2, belki 12, belki de 20 yaşında bir çocuğun var. Onun öğrettiklerine ve arkadaşlığına müteşekkir oluyorsun. Yapmadıysan da ne ala… Kafanı dinliyorsun : )
29. Artık kendin için giyiniyorsun. Moda denen şey, çok çok uzaklardaki bir galaksi oluyor.
30. Daha az alışveriş yapıyorsun. Onlarca giysinin asla giyilmediğini biliyorsun.
31. Paranı kılık kıyafet yerine, seyahate ve iyi bir şaraba harcamayı tercih ediyorsun.
32. Bunu yapabilecek imkanın varsa, “Senelerce çalıştım, olacak o kadar” demiyor, karşına çıkan ve bugünkü sen olmana yol açan fırsatlar için minettar oluyorsun.
33. Paylaşma, yardımlaşma güdün artıyor. Her konuda…
34. Bazen hayvanları insanlardan daha çok seviyorsun. Onlar için elinden geleni yapmaya çalışıyorsun.
35. Sağlığına dikkat ediyorsun. Sırt ağrısını, sana sahilde yürüyüşü zorunlu kılan bir güzellik olarak görüyorsun. Kronik öksürüğüne yol açan sigara paketine gelince… 50 yaşlarında sen, o son sigaradan daha önemli oluyorsun.
36. Ünlü yazar William Arthur Ward’un dediği gibi “Mutluluk içsel bir iştir.” Mutsuzluğun için başkalarını cezalandırmamayı öğreniyorsun.
37. İnsanın tutkularından vazgeçemeyeceğini biliyorsun. İşini sevdiğin şey üzerine kuramadıysan da, sevdiğin şeye vakit ayırıyorsun.
38. İçine kocaman bir nefes çekip, her ana şükrediyorsun. Hayat kısa ve hayat güzel.
Alıntı

İslam ve İslamcı (İslamist)

İslam ayrı, İslamcı (İslamist) ayrı. İslam; “As Selamün Aleykum” der; benden sana zarar gelmez demektir. İslamcı ise “İslam’ı iktidar yapacaklarını söyleyip aslında kendilerini iktidara getirenler” demektir. Günümüzde ise bir çok kişi İslamı kan dökerek, savaşarak kazanmak gibi algılıyor.

İslam kelimesinin terör ile aynı cümle içinde kullanılması bile rahatsız edici. Bunu dünyanın bir çok yerinde planlı olarak söylüyorlar. Bunun arkasındaki projeyi anlamıyorlar mı veya görmezden mi geliyorlar muamma. Konu İslam ve hepimizin terör ile dini bağdaşlaştırma algısını normalleştirme çabası. Daeş nedir, neden kurulmustur? Bunlara para ve silahı kim vermiştir? Bütün büyük güçler bunlarla savaştıklarını beyan etmelerine rağmen neden bitirilememektedir? Biz hala sen haklısın, ben haklıyım da takılı kalıp, laf ebeliği yapıyoruz. İnsanlar bölünüyor kim olursa olsun kardeş, arkadaş, dost, mezhep ve siyaset olmadan yıllarca birlikte yaşarken şu anda ki durum nedir? İnsanlar kutuplaştı ve artık kapışma noktasındalar. Öyle bir hal aldı ki gittikçe kötüleşiyor.

İnsanların kardeş olmaları birbirlerini sevmemelerini ve savaşmalarını engellemez. İki kardeş Habil ile Kabilin bile birbirine düşman olduğu ve birinin öbürünü taşla öldürdüğünü düşünürsek duygusallığı bırakıp devam etmeliyiz. Zamanında Türk devletleri Türk devletleriyle, Hristiyan devletler Hristiyan devletlerle savaşmıştır. İnsanların kardeş olması değil, çıkarların kardeş olması önemli olan yani. Herkes aynı dinden yada aynı ırktan olduğunu kabul etse bile savaşlar yine devam eder sadece onlara verdiğimiz sebeplerin adı değişir. İnsanları bağımlı gibi yapan şeyler ancak insanları kullanmak için mükemmel bir araçtır. İnanılması gereken tek şey ol deyince olduran, dol deyince dolduran yüce yaradana şekilsiz ve aracısız inanmaktır.

Genetisyenlerin araştırmalarına göre dünyadaki bütün ırklar bütün ırkların genlerini taşıyorlar. Yani hepimiz akrabayız ve Kuran-ı Kerim’de Allah C.C akrabaya iyi davranmayı emrediyor. Tüm insanların kardeş olduğu bu dünyada yiye yiye bitiremedik birbirimizi. Allah Kuran’da insanları kavim kavim birbirleriyle anlaşmaları için yarattığını söylüyor. Ama insanoğlu Allah’ı dinlemeyip şeytana uyuyor. Dünyaya ırkçılığı dayatanlar milletler değil onları bölüp parça parça sömürmek isteyen, nefreti körükleyip savaş çıkartarak birbirini kırdıran ve dolayısıyla daha kolay sömüren emeryalistler, küresel güçler ve siyonistlerdir. İnsanlar ayrım yapmayı, ötekileştirmeyi ve nefreti bıraksa da emperyalizm ve destekçileri buna izin vermezler, türlü oyunlarla insanları yine birbirine düşürürler. Yani boşuna bitmeyen kavgalar boşuna, ölüm var hayatın sonunda. Başka dünya da yok, neyi paylaşamıyoruz acaba? Sonuç ölüm kaçınılmaz, ömür kısa, mutsuzluklarla, savaşlarla daha da kısaltmak niye.

Din, dil, ırk mozaiğin birer parçası, aslında hepimizin ortak noktası biz aynı kökten gelen insanız. Önce insan olduğumuzu unutmayalım. İnsanoğlu her şey olmayı becerdi de bir insan olmayı beceremedi. Hepimiz önce insan olmayı öğrenelim. Gerçek kimliğiniz DNA’mızda gizlidir. İnsan olabilmenin temel noktası, evrensel düşünmektir, evrenselliği özümsemektir.

HÜLYA ÇAKICI

BÜYÜ

Büyük İskender İran seferine giderken dağlar arasında yeşilin ve suyun bol olduğu bir yerde durur.
Komutanlarından Badlis’e buraya öyle bir kale yapacaksın ki, asla kimse alamayacak der.
Ordularıyla devam eder. Badlis kaleyi inşa etmeye koyulur. İran seferi çok uzun zaman alır. Döndüğünde kalenin bittiğini ve kendisini karşılayacaklarını sanır. Fakat kaledekiler İskender’e kapıları açmazlar, hatta kafa tutarlar. Kale uzun zaman muhasara edilir fakat teslim almak mümkün olmaz. Tam toparlanıp gidecekken kapılar açılır. Badlis gelir imparatoruna ”İşte öyle bir kale inşa ettim ki, Büyük İskender olarak siz bile alamadınız’ der. Bağışlanır, taltif edilir ve buraya ‘Badlis’ adı verilir. Zamanla isim Bitlis olarak kullanılmaya başlar.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde de aşağı yukarı bu şekildedir.

Şimdiki hikayemiz ise daha farklı;
Kalenin güneye bakan yüzünde yan yana duvara monte edilmiş dikdörtgen şeklinde iki taş yer almaktadır. Bu taşlardan biri maviye çalan gri bir düz taştır. Diğerinin üzerine kocaman bir akrep resmi işlenmiştir.
Rivayet edilir ki; Yılanın çok olduğu Bitlis’te hiç akrep olmaz. Dağlar arasında bulunduğu halde SİS hemen hemen yok gibidir. Taşlar bu olağanüstü büyüyü işaret etmektedir…

(ALINTI)