Dünya bile ikiyüzlü; biri yeryüzü, biri gökyüzü

Ormanın birinde Aslanlar toplanmış. Yahu hesapta kralız açlıktan öleceğiz birader.
Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor. Fillere saldırsak fazla büyük. Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz. Kuşa dalsak, uçuyor. Eee balık yakalayacak halimiz de yok.
N’aapsak?
Bir tanesi, en iyisi, öküzlere saldıralım. İri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş tam dişimize göre.
Olur mu? Olur. Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış. Öküz öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer. Organize oluyorlar topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç bilaç.
N’aapsak, n’aapsak?
Tilkiye danışalım demişler. Tilki kolay demiş. Beni öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın işinizi halledeyim.
Kabul etmişler.
Tilki elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş. Saygıdeğer öküzler demiş. Aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar. Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o. Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla
verivermişler sarı öküzü.
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün.. Tilki gene gelmiş.
Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz demiş ve eklemiş, ama şu var ya benekli öküz, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!
Öküz heyeti düşünmüş, otlağın selameti için. Teslim etmiş benekli öküzü.
Üç gün, dört gün…Tilki gene gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı…
Burnu beyaz olanı…
Tombul olanı…
Tek tek alıp, gitmiş.
Otlak seyrelmiş. Semirmiş aslanlar.
Günlerden bir gün… Artık tilki gelmemiş. Gerek kalmamış çünkü. Doğrudan aslan gelmiş. Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, keşke sarı öküzü vermeseydik demiş ama iş işten geçmiş.
İşte Öküzlük böyle bir şeydir.

Alman şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht bir şiirinde şöyle yazmış, Naziler önce komünistleri tutukladılar. Komünist değilim diye ses çıkarmadım. Sonra Yahudileri tutukladılar. Yahudi değilim dedim sesimi çıkarmadım. Sosyal demokratları tutukladılar. Savunmak bana mı kaldı dedim sesimi çıkarmadım. Sıra bana geldiğinde etrafta tutuklanmama ses çıkartacak kimse kalmamıştı.

Dünya bile ikiyüzlü; biri yeryüzü, biri gökyüzü. Önemli olan kendimiz için doğru olan değil gerçek olan nedir diyebilmek. Bazıları kendilerini asla suçlu görmezler karşısındaki bu duruma tepki gösterincede, niye olduğunu sorgulamaz ve tepki veren kişiyi suçlar. Hiç bir savaş temiz kazanılmaz acımasızdır, kazanmak için kaybetmemek gerekir. Küçük şeylerden derhal midemiz bulanıyor ama bizi asıl zehirleyen büyük şeyleri görmezden geliyoruz.

Okyanusun dibine düşse de dünya yine de bu kadar pislik arınmaz, bunun için Nuh tufanı gerekiyor. Kirli olan dünya değil insanların içleri çünkü, su ne yapsın? İnsanlar yok olmadıktan sonra temizlenecek gibi de durmuyor, kirleten bizleriz temizlenecek hali de kalmadı, kirlendikçe kirleniyor ve bunun için sadece dış temizlik yetmiyor kalp ve beyin temizliği de gerekiyor. Dışı temizlemek kolay önemli olan iç temizliğini yapabilmek. Ülkemizde herkes yolu ortalamış gidiyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor. Empati kurmayı becerebilsek keşke, ne mutlu olurdu bizlere.

HÜLYA ÇAKICI

Reklamlar

15 Temmuz gecesi Sivil şehit yakınlarına ve gazilere maaş bağlanacak

Resmi Gazete’de yayımlanan kanun hükmünde kararnameyle 15 Temmuz gecesi şehit olanların yakınlarına ve gazilere sağlanacak yardımlar belirlendi. Söz konusu karara göre bu kişilere, en az 1.704 lira aylık bağlanacak. Bunun için sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı gibi kriterler aranmayacak, borcuna da bakılmayacak.

SADECE SAĞLIK RAPORU YETİYOR
Darbe teşebbüsü sırasında şehit olanların yakınlarına ve malul kalan sivillere aylık bağlanacak. Bu kapsamda en az 1.704 TL aylık bağlanacak. Vazife malullüğü aylığına endeksli olarak belirlenen bu rakam şehit eğer üniversite mezunu ise 1.709 TL olacak. Öte yandan yaralananlara aylık bağlanabilmesi için bu kişilerin malul olması gerekiyor. Normal de bir kişinin malul sayılabilmesi için sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı gibi kriterleri sağlaması gerekir. Ancak aylık bağlanacak kişilerin yalnızca malul olduğuna dair sağlık raporu almaları yeterli olacak.

EMEKLİYSE RAKAM ARTACAK
Şehit olan veya malul kalan kişiler eğer Emekli Sandığı mensubu iseler ve emekli ikramiyesi almaya müstahaklarsa, emekli ikramiyeleri de en yüksek devlet memurunun gösterge seviyesinden ödenecek. Dolayısıyla bu durumdaki kişilerin yakınları veya kendilerinin eline geçecek emekli ikramiyesi rakamı artacak.

PRİM BORCU ŞARTI YOK
KHK’da aylık bağlanacaklarla ilgili çok önemli bir düzenleme daha var. Buna göre şehit yakınlarından veya malullerden aylık almaya hak kazanlara bunun için SGK’ya genel sağlık sigortası veya herhangi bir prim borcu bulunmama şartı aranmayacak.

AYRICA,
KAMU GÖREVLİLİĞİNDEN UZAKLAŞTIRILAN KİŞİLER ARTIK KAMUDA GÖREV YAPAMAYACAKLAR.
Cumartesi günü Resmi Gazete de yayınlanan KHK ile kamu görevlilerine ilişkin yürütülen soruşturmaların da nasıl ilerleyeceği netleşti. Soruşturmalar sonucunda kamu görevliliğinden uzaklaştırılan kişiler, bir daha kamuda görev yapamayacaklar.
Kamu görevinden çıkartılan kişilerin silah ruhsatları ve pilotluk lisansları da iptal edilecek. Ayrıca bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı da olamayacaklar. Pasaportları da iptal edilecek.

Saniyeler sonrasını bilemeden yıllar sonrasını planlıyoruz. Sevdiklerimize zaman ayırmalıyız, zaman bizi ayırmadan. Yaralılara acil şifalar diliyorum, Şehit ailelerinin başı sağolsun, Şehitlerimizin mekanları cennet olsun. Allah Ülkemize bir daha böyle bir gün yaşatmasın.

HÜLYA ÇAKICI

2016 YILI VERGİ AFFI

TBMM’de yasalaşması beklenen BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN KANUN Teklifi içeriği:
* Özel sektörün kamuya olan borç yükünün azaltılarak borçlara taksit imkanı getirilmesi.
* İhtilafların (anlaşmazlıkların) sulh yoluyla sonlandırılması.
* Vergi incelemesinde olan konuların dava yoluna gidilmeksizin çözümlenmesi
* Vergilemede öngörülebilirliğin artırılarak geçmiş vergilendirme dönemleri ile ilgili olası risklerin ortadan kaldırılması.
* İşletme kayıtlarının fiili durumlarına uygun hale getirilerek kayıtlı ekonomiye geçişin teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

Kanun teklifi güzel kolaylıklar getiriyor:
* Birikmiş borçlar enflasyon oranında güncellenerek, faiz ve cezalar silinmekte ve belli bir plan dahilinde ödeme kolaylığı getirilmektedir.
* Mükellef ile vergi idaresi arasındaki davaların sulh yoluyla çözümü yönünde düzenleme yapılmıştır. Davanın bulunduğu safhalara göre önemli indirimler yapılmaktadır.
* İnceleme ve tarhiyat (verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesi) safhasındaki borçlar için önemli indirimler yapılarak ödenme imkanı getirilmekte ve böylece gelecekteki ihtilafların (anlaşmazlıkların) önlenmesi sağlanmaktadır.
* Matrah (verginin miktarını belirtmek için temel alınan değer) ve vergi artırımı ile mükelleflere (yükümlüler) geçmiş vergilendirme dönemi ile ilgili olası risklerini ortadan kaldırma imkanı verilmektedir.
* İşletmelerdeki mallarını beyan ederek kayıt altına almak isteyen, işletme de olmayan mallarını da herhangi bir ceza ödemeden kayıtlardan çıkarmak isteyen mükelleflere önemli avantajlar sağlanmaktadır.
* Bilançolar da görülmekle birlikte işletmeler de bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar hesabının fiili duruma uygun hale getirilmesi için mükelleflere imkan sağlanmaktadır.

Kanun Teklifi ile düzenlemelerden birisi de, matrah ve vergi artırımıdır. Matrah ve vergi artırımı ile mükelleflere geçmiş vergilendirme dönemleri ile ilgili riskleri ortadan kaldırma imkanı verilmekte. Bu şekilde mükellefler artırım yapılan yıllar için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmama koruması elde etmekteler.
Teklifin Matrah ve Vergi Artırımı başlıklı 5. maddesinin (9). fıkrasında; “213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenlerin” Gelir ve kurumlar vergisi matrah artırımından, Gelir ve kurumlar vergisi stopaj vergisi artırımından ve KDV artırımından faydalanamayacakları hükme bağlanmaktadır.

Kanunun yasalaştığı tarihte sahte belge düzenleme şüphesiyle hakkında inceleme başlatılan ve incelemesi devam eden mükelleflerin durumları ise; Kanun teklifinin 5. maddesinin 7. fıkrasında bu maddeye göre matrah ve vergi artırımında bulunulmasının bu kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmeyeceği, ancak artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin bu kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde bu işlemlere devam edilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır.

2011 ile 2015 yılları arasında haklarında sahte belge düzenleme şüphesi ile başlatılan ve Kanunun yayımlandığı tarih itibariyle devam eden incelemelerin kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılarak mükelleflerin sahte belge düzenledikleri hususunun Vergi İnceleme Raporuna bağlanması halinde, bu mükelleflerin vergi ve matrah artırımından yararlanmaları mümkün değildir. Söz konusu incelemenin kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde ise, incelemeye devam edilemeyeceğinden, bu mükelleflerin matrah ve vergi artırımı imkanından faydalanmaları mümkün bulunmaktadır.
Kisaca, vergi idaresinin sahte belge düzenlediğinden şüphe duyduğu ancak incelemesi devam ettiği ve kanundaki süre bitirilemediği için daha ispat aşamasına getiremediği mükelleflerin matrah artırımında bulunarak incelemeden kurtulması mümkün. Ama Kanun da aksine bir düzenleme bulunmadığı için sahte belge veya muhteviyatı (içeriği) itibariyle yanıltıcı belgeleri bilerek yada bilmeden kullanan mükellefler haklarında düzenlenmiş rapor bulunup bulunmadığına bakmaksızın vergi ve matrah artırımından yararlanabileceklerdir.

Diğer taraftan bakılacak olursa; Vergilerini düzenli ödeyenlere sürekli haksızlık yapılan ve ödememeyi teşvik eden bir sistem. Zamanında ödeyenlere de bir yapılandırmaya gidilebilir. SGK’daki 5 puanlık indirim gibi.
Ayrıca, SİCİL AFFI’da gerekiyor ki esnafların bankalar nezlindeki sicili temizlensin ve esnafın çarkı dönsün. Takibe girmiş kredi borçları, icra takibi, işleyen faizlerin düşürülüp yapılandırılması dahil edilse para trafiği artacak ve borçlular da rahatlayacaktır diye düşünüyorum.

HÜLYA ÇAKICI

Hayatın kendisi sensin ve değerlisin

Mutluluk dediğin öyle uzun boylu bir şey değil azizim. Seni lafta değil, gerçekten düşünen birisinin olmasını bilmek yetiyor. Hangimiz istediğimiz hayatı kendi tercihlerimizi yaşıyoruz? Hayır demeyi öğrenebildik mi? Katlanmak zorunda kaldığımız insanları hayatımızdan bir kalem de silip atabiliyor muyuz?Çalıştığımız işyerinde haksızlığa uğradığımızda çıkış yapıp bu benim hakkım diyebiliyor muyuz? Önce ben demeyi öğrenebildik mi?

Sorumluluklarımız ne olursa olsun ister ailemiz, ister çocuğumuz önce kendimiz, önce biz iyi olmalıyız, iyi hissetmeliyiz ki karşımıza da bunu yansıtabilelim. Şahsen ben gerçek anlam da mutlu olabilmek için köprüleri yıkamıyorum. Çünkü bana dayatılmış bir hayat var ve ben çocukluktan itibaren bu şekil de kodlandım. Herkese bakmak, her sorumluluğu almak, her işi ben yapmak zorunda gibi hissediyorum. Yani bize öğretilmiş hayatları yaşıyoruz. Önce anne ve babanın evladı, evlenirsin kocanın karısı, çocuğun olur onların annesi, boşanırsın her şeyin yükü vs. bu çizgi de devam. Çizginin dışına çıkarsan ya ahlaksız, ya dik başlı yada sivri damgası yersin. Ama o çizginin dışına çıktın çıktın ancak o zaman yaşamayı, kendin için yaşamayı anlarsın. Ama çıkamayıp o çizgi de yürürsen öğretilmiş hayatın mutsuz insanları olarak bitirirsin hayatı, kendin için bir şey yapmadan, bir şeyleri göze almadan. Sonra da sorarırız kendimize, emek ve yılların ardından sorgularız kendimizi.

Bazen tam içinde, ortasında olsak da gerçekte ne olduğunu anlamadan geçirdiğimiz anlar olabiliyor. Bazen de bazı şeylerin ne ve nasıl olduğunu hiç anlayamıyoruz, farkında bile olmadan pek çoğumuzun yaptığı şey. İyi midir kötü müdür bilemem ama çevrelerini de sürüklemeye çalışmaları üzücü. Nefes alıp vermek dışında hayatı boş gören kişiler tarafından yönlendirilmek üzücü olan. Bırakalım kendisine göre yaşasın insanlar. Hayatın içinde herşey, her zaman istediğimiz gibi olmaz, olamaz. Önemli olan istemediğimiz durumlarla karşı karşıya kaldığımız da ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız? Bu da sanırım hayat boyu öğrenme gayreti içinde olmakla alakalı. Çünkü hayat tek düze değil ki öyle olsaydı çok sıkıcı olurdu. Acısıyla tatlısıyla, iyi günleri, kötü günleri ile hayatımızı yaşarken zor zamanlar da ne yapmalı, ne söylemeli gibi ne yapılacağını bilemediğimiz durumlar fırtınalar, zorluklardır. Ama bizi güçlendiren de onlardır. Terbiye icabı susturulmuş, bastırılmış, sadece hoşgörü göstermek ancak kayıptır. İnsanlar acılar karşısında gülümseyemiyorsa, acılarını göstermeli, ağlayabilmeli ve mutlulukları karşısında da kahkahasını atabilmeli, hislerini bastırmak yerine göstermeli. Hayatındaki önyargıları yık ve kendine gel. Hayatın kendisi sensin ve değerlisin.

HÜLYA ÇAKICI