Nusaybin’de bir çocuğun günlüğüne yazdıkları :(

Nusaybin’de bir çocuğun günlüğüne yazdıkları 😦 Mardin’in Nusaybin ilçesinde güvenlik güçlerinin bir evdeki kontrolleri sırasında evde yaşayan çocuğun günlüğü bulundu. İlkokul öğrencisi…

Kaynak: Nusaybin’de bir çocuğun günlüğüne yazdıkları 😦

Reklamlar

Nusaybin’de bir çocuğun günlüğüne yazdıkları :(

Nusaybin’de bir çocuğun günlüğüne yazdıkları 😦
Mardin’in Nusaybin ilçesinde güvenlik güçlerinin bir evdeki kontrolleri sırasında evde yaşayan çocuğun günlüğü bulundu.
İlkokul öğrencisi olduğu tahmin edilen çocuk günlüğüne “Bugün saban erkenden uyandım elimi yüzümü yıkadım hazırlanıp okula gittim. Okul çok güzel geçti yazılıya girdim sınav kolay geçti. okulda eğlendim Eve geldim yemek yedim sonra ödevlerimi yaptım. Dışarıya çıktım sonra eve geldim. tv izledim. Akşam oldu tv izledim. YDG-H bizim evin önünde hendek yaptı biz de onlara yardım ettik sonra bitince eve geldik uyuduk” yazdığı görüldü.

Bir çocuk bunu yapıyorsa ona bunu yaptıran aileleri ise BARIŞ kelimesi anlamını kaybetmiş demektir. Terör belasının ızdıraplarını çocuklar daha acı çekiyor. Okula gidemiyorlar, yaralanıyorlar, yetim kalıyorlar, ölüyorlar. Bu çocuk resmen bilmeden her şeyi itiraf  etmiş burada. Şehit polis ve askerlerimiz, onların perişan olan aileleri. Ben bir vatandaş olarak bunlara yapılacak ev ve yardıma karşıyım. Bu insanlara yardım etmek değil, aksine teröre yardım ve yataklıktan tutuklanıp yargı önüne çıkarılmalıdır. Gerçi bunlara en başta hükumet yardım etti. Vali ve Emniyet müdürü hendeklere göz yumdular ve seyrettiler.
Sayelerinde 2002’de biten terör zirvede şu anda. Ve memleket terör yuvası olmuş durumda. Başbakanlık dönemin de İmralı’ya 12 kanallı TV’yi serbest bıraktılar. Yanına da beş tane mahkum arkadaşını yolladılar ki Apo’nun canı sıkılmasın. Her yere göstere göstere gelindi. Ama azınlık dışında bakıp ama gören olmadı. Olanlar da diskalifiye edildi.
Seçimler de HDP için çalışıldı. Vekil ailecek hdp’ye oy verdik der. Basın sözcüsü bu kez kendimiz için çalışacağız der. Belediye başkanı Hdp barajı aşınca şükür pilavı dağıtır. Vekil sınırımızda Pkk’nın Suriye kanadı Pyd olsun der. Genel başkan PKK için terör örgütü değil der. Vekil Habur’daki teröristlerin avukatı olur ve Apo posterleriyle donatılmış mitinge katılır. Vekil PKK için temiz çocuklar, sokağa çıkarız der. Grup başkanvekili Pkk’lıları korumaya çalışırken sıkıştırılan HDP vekili için hukuk ülkesindeyiz, vekil serbest bırakılsın der. Genel başkan HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmasın der. Genel başkan hendek kazan teroristlere arkadaşlar der. Vekil PKK mezarına ziyarete gider. Belediye HDP ile birlikte taziye evi projesi üzerinde çalışır. Genel başkan HDP Ankara kongresinde Pkk için saygı duruşunda bulunulan ortama çiçek gönderir. Sonuçta da normal gidişat bu olur 😦

Sayelerinde artık Dünyanın bakış açısı gün yüzüne çıktı. Öldürülenler Kürt ya da Ermeni değil de, Türk ise önemli değil. Kesin onlar ölümü hak etmişler. Gerçi kendi öz kültüründen habersiz milyonlarca TÜRK’ün bile umurunda olduğunu sanmıyorum.

Sevgili günlük, 14 yıl önce ABD/İSRAİL/AB tarafından başımıza getirilenlerin bizi getirdiği nokta karanlık bir kuyu. Öyle ki çoluk çocuk bu belanın karanlıklarında hep beraber boğulduk/boğuluyoruz.

HÜLYA ÇAKICI

Hayat böyle bir şey onu da öyle anladık.

Ergenlik zor geçer, genç olanda. Orta yaşta depresyon.
Yaşlı da yaşlılık sendromu, biraz daha olunca da bunamak.
Her yaş sıkıntı anladık. Hayat böyle bir şey onu da öyle anladık.
Hayat anlamak demek, onuda anladık.
Çözüm? Her şeyi oluruna bırak 🙂

Umudunuzu yitirmeyin mucizeler her gün oluyor.
Her gün dünya yeniden kurulur ve biz yerimizi yeniden alırız.
Hayata tutunmak istiyorsan azmederek, sabrederek, pes etmeyi değil, mücadele etmeyi seçeceksin.
Beklemek, hayatın dışında akan bir başka zaman.
Beklemek sessizliğin dile gelmiş hali. Belki de sadece sabır.
Sessizliğin içerisinde söylenmemiş binlerce gizem saklı.
Sessizce anlaşılmayı bekledik, anlatmaya çalıştık içimizdekileri.
Sessizlik en büyük sesimiz oldu duyura bildiklerimize.
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk.
Onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya katıldılar.
Ne kadar kaçarsan kaç kaçtığın şeyin içinde bulursun kendisini.
Tıpkı bir mıknatısın çekmesi gibi.
Bataklıktan kurtulmaya çalıştıkça bataklığa gömülmek gibi.
Bizler yavaş yavaş duygularımızın yok olmasına alışıyoruz.

HÜLYA ÇAKICI